KORONA GÜNLERİNDE BESLENMEYE DİKKAT

KORONA GÜNLERİNDE BESLENMEYE DİKKAT

  • KORONA GÜNLERİNDE BESLENMEYE DİKKAT
Eklenme Tarih : 2020-10-15
45 Görüntülenme

Gaziantep Özel Hatem Hastanesi’nde hizmet veren Uzm. Diyetisyen Seda Nur Güler, korona virüs ile mücadeleye ilişkin beslenmenin önemine dikkat çekti. Güler, beslenmede D vitamini, çinko, selenyum, C vitamini ve B 12 vurgusu yaparak, “D vitamini düzeyinin yüksek olduğu bireylerin korona virüse yakalanma riski çok az. Bu bireyler hastalığa yakalansa dahi yoğun bakıma geçmeden, entübe olmadan atlatabiliyorlar” dedi.

Mart ayından bu yana mücadele ettiğimiz korona virüs salgınında alınabilecek en büyük risk; yakalanmamak olarak açıklanıyor. Gaziantep Özel Hatem Hastanesi’nde hizmet veren Uzm. Diyetisyen Seda Nur Güler, korona virüs salgınına ilişkin gazetemize yaptığı açıklamada, “Pandemi sürecindeyiz ve Gaziantep’te vaka sayıları kontrol altına alınmaya başlandı. Bu süreçte beslenme çok önemli. Korona virüsün bilinen bir tedavisi olmadığı için, beslenmemiz ne kadar iyi olursa korunabilmemiz de o kadar iyi olacak. Sağlık bakanımız Fahrettin Koca’nın her zaman söylediği gibi; en önemli şey, yakalanmamak” dedi.

BAĞIŞIKLIĞIMIZI GÜÇLÜ TUTMALIYIZ

Salgına karşı bağışıklığın önemine dikkat çeken Güler, “Tek bilinen ve garantili çaremiz yakalanmamak olduğu için vücudumuzu ve bağışıklık sistemimizi çok kuvvetli tutmamız gerekiyor. D vitamini, çinko, selenyum, C vitamini ve B 12’nun koruyucu özelliği olduğu kesinlikle ispatlandı. D vitamini düzeyinin yüksek olduğu bireylerin korona virüse yakalanma riski çok az. Bu bireyler hastalığa yakalansa dahi yoğun bakıma geçmeden, entübe olmadan atlatabiliyorlar. Tedavi sürecinde de damardan selenyum, D vitamini veriliyor” dedi.

GÜNEŞTEN D VİTAMİNİ ALIN

D vitamininin en faydalı halinin güneşten alındığını aktaran Güler, “D vitaminini gözlüksüz lens olmadan, gözlük kullanmadan güneşe direkt olarak bakmaktan ziyade güneş olan yere bakarak alabiliriz. Coğrafya olarak güneşi alan bölgedeyiz fakat Gaziantep’te ve ülke genelinde D vitamini oranı çok düşük. D vitaminin en fazla emilim ciltten ziyade göz bebeklerindendir. Bunun yanı sıra çinko ve D vitamini balıkta, yumurtada, süt ürünlerinde fazladır” şeklinde konuştu.

ANTEP FISTIĞI OKSİDANDIR

B 12 vitamininin kırmızı et ve yeşil mercimekte oldukça fazla olduğunu vurgulayan Güler, “Çinko ve selenyum Antep fıstığında ciddi oranda vardır. Antioksidan hücre ölümünü önlemek için kullanılır, Antep fıstığı da antioksidandır. Kış sebzeleri başlıyor. Kışları virüslere karşı daha koruyucu sebzeler gündeme gelecek. Ispanak, brokoli, karnabahar gibi sebzeler hem antioksidan içeriğe sahip hem de glutatyon bakımından zengin. Glutatyon vücutta onarımı sağlar, antikor oluşumunu hızlandırır. Herhangi bir virüs ya da iltihap oluştuğunda o bölgede antikor oluşması gerekir ki iyileşebilelim. Korona virüsten de aynı şekilde korunabiliriz. Dolayısıyla artık beslenme konusunda daha bilinçli olmamız gerekiyor. Diyetisyenler sadece zayıflatmak için değiller. Bağışıklık sistemimizi çok kuvvetlendirmemiz gerekiyor. Temizlik, sosyal mesafe ve maske kullanımı çok önemli” ifadelerine yer verdi.

İYİ BİR BAĞIŞIKLIKLA HASTALIĞI KARŞILAYIN

Salgından tüm insanların etkileneceği düşüncesinin yaygın olduğunu belirten Güler, “Her nefis korona virüsü tadacak, diyoruz. Tüm dünya üzerindeki bireyler bunu bir şekilde geçirecek. Önemli olan en geç yakalanmak, yakalandığımızda iyi bir bağışıklıkla hastalığı karşılayıp, süreci ayakta geçirebilmektir. Başkalarına bulaştırmadan, izole bir şekilde bilincinde olarak evimizde geçirmemiz gerek. Hastalığı geçirirken hazırlıksız yakalanmamamız gerekiyor” dedi.

KEFİR TÜKETMELİYİZ

Günlük probiyotik tüketiminin bağışıklık için çok önemli olduğunu aktaran Güler, sözlerini şöyle sürdürdü; “Çok fazla katkı maddeli gıdalar tüketiyoruz, birçok üründe zirai ilaç var. O zirai ilaçların böceklerin ulaşmasını engellerken, sadece suyla yıkadığımızda o ilaçlar geçebilir mi? Biz o ürünleri yiyoruz. Biz o ürünleri yerken beyin-bağırsak bariyer geçirgenliği çok önemlidir. Eğer bağırsağımızda emilim yoksa bağışıklığımız da düşer. Yararlı mikroorganizmaları canlı tutmamız gerekiyor. Kefir bunun doğal halidir, probiyotiktir. Bu sebeple kefiri tüketmemiz gerekir”.

BAĞIRSAK EMİLİMİ ÖNEMLİ

Bağırsak emiliminin bağışıklıkla ilişkili olduğunu belirten Güler, “Çinko, B12 vitamini düşük olan bireylerin bağırsağında emilim yoksa yükselmesini sağlayamayız. Sürekli hazır gıda ile beslenen, koruyucu maddeler içeren ürünler tüketen, alkol alan bireylerin bağırsak emiliminde sorunlarla karşılaşıyoruz. Böyle durumlarda probiyotik kullanılmasını öneriyoruz” dedi.

CAN BOĞAZDAN GİDİYOR

Bağışıklığı kuvvetlendirmek adına spor yapılmasını da öneren Güler, “Bağışıklığımızı kuvvetlendirmek adına kesinlikle spor yapmamız gerekiyor. Eskiden can boğazdan gelirdi, şimdi can boğazdan gidiyor. Çok yemek yemek bağışıklığı kuvvetlendirmek demek değildir. Fazla kiloda olmak bağışıklığın kuvvetli olduğu anlamına da gelmez. Tam aksi şekilde vücutta yağ oranı arttıkça bağışıklıkla birlikte emilim de düşer. Dolayısıyla ideal vücut ağırlığımızda olmamız gerekiyor. Aldığınız kalori harcadığınız kaloriden az olduğu sürece vücut ağırlığında artış olmaz. O dönemde de fiziksel aktivitelerin artışı daha da önem kazanıyor”.

ASANSÖR YERİNE MERDİVEN KULLANIN

Spor yapamayan bireylerin hareket etmesi için öneriler sunan Güler, “Modern hayat hareketsiz bir yaşamı bize getirdi. Araba, asansör ve daha bir sürü hayatı kolaylaştıran icatlar bizi hareketsiz kıldı. Dolayısıyla insanlık ömrü kısaldı. Bağışıklığı ayakta tutabilmek için hareket şart. Günde 10 bin adım atılmasını öneriyoruz. İp atlanabilir, asansör kullanılmayabilir, arabalar uzak yerlere park edilebilir” dedi.