DİYABET CERRAHİSİ

DİYABET CERRAHİSİ

  • DİYABET CERRAHİSİ
Eklenme Tarih : 2018-11-10
180 Görüntülenme

Tip 2 Diyabet (Şeker Hastalığı) nedir?



Tip 2 diyabet daha çok erişkinlerde görülen vücudun ürettiği insulini verimli kullanamaması sonucu kan şekeri yüksekliği ile seyreden kronik bir hastalıktır. Toplumun yaklaşık %10’unu diyabetlidir ve diyabetli hastaların %90’ını tip 2 diyabet oluşturur. Tip 2 diyabetli hastaların %25’i obezdir.

Tip 1 Diyabet nedir?

Tip 1 diyabet vücudumuzdaki pankreasın otoümmün olaylar sonucunda hasar görerek insülin üretemez hale gelmesi ile ortaya çıkan bir durumdur.

Tip 2 Diyabetin belirtileri nelerdir?



İlk göstergelerden birisi aşırı miktarda idrara çıkma gereksinimi ve bunun yanısıra görülen susuzluktur. Diyabetli hasta iştahlıdır, ama buna rağmen kilo kaybı ve güçsüzlük görülebilir. Yaşlılar hastalığa yakalandığında sık sık halsizlikten, nedensiz yorgunluktan yakınırlar. Kimi durumlarda görme bozuklukları ortaya çıkar, sık sık infeksiyon gelişmesi, ellerde ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma Tip 2 diyabetin sık belirtilerindendir. Bu belirtiler zaman içinde yavaş yavaş ortaya çıkar. Aşırı soluma, nefeste aseton kokusu, dil kuruluğu da komanın ön belirtisi olarak ciddi belirtilerdir.

·         Sık idrara çıkma

·         Çok su içme

·         Çok yemek yeme

·         Kilo kaybı

·         Plazma kan glukoz düzeyinin yükselmesi (aç karnına 126 mg’dan büyük ya da eşit olması)

·         Yorgunluk

·         Vücuttaki yaraların geç iyileşmesi

·         Kuru ve kaşıntılı cilt

·         Sık geçirilen enfeksiyonlar

·         Bulanık görme

·         Cinsel sorunlar

·         Ellerde ve ayaklarda uyuşma

·         Karıncalanma

·         Ağız kuruluğu

Tip 2 Diyabetin tedavisi nedir?

Şuan klasik tip 2 diyabet tedavisinde yaşam sitili değişikliği (kilo kaybı, diyet ve egzersiz) ve diyabet ilaçlarıdır( oral anti diabetikler ve insülin). Ancak şuanda bilinen en etkin diyabet tedavisi Diyabet Cerrahisidir.

DİYABET CERRAHİSİ (METABOLİK CERRAHİ)

Diyabet Cerrahisi nedir ?


Uzun zamandır yaygın olarak çeşitli obezite ameliyatları tüm dünyada yapılmaktadır. Bu ameliyatların bir kısmı mide hacmini kısıtlamaya yönelik (tüp mide), bir kısmı besin emilimini azaltmaya yöneliktir (gastrik bypass). Şişman şeker hastalarında ameliyatın hemen sonrasında daha kilo vermeden büyük bir kesiminde şekerin düzeldiği ve insüline olan ihtiyacın ortadan kalktığı fark edilmiştir. Bunun üzerine obezite ameliyatı sonrasında şeker hastalığından kurtulmaya sağlayan başka etkenlerin olması gerektiği düşünülmüş ve bu konuda detaylı araştırmalar yapılmaya başlanmıştır.

Bağırsakların yerini değiştirmenin bu etkilere neden olabileceği anlaşılmıştır. Obezite ameliyatı ile ince bağırsağın son kesimine geçen gıdanın arttığı, bu geçen gıdanın artışı ile doğru orantılı olarak ince bağırsağın bu kesiminde bulunan L hücresi denilen hücrelerden GLP-1 hormonun salgılanmasının da arttığı anlaşılmıştır.

GLP-1 hormonundaki artışın da pankreasta insulin salgılayan beta hücre sayısını çoğalttığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak insülin üretimini artırdığı ve insülin cevabını güçlendirdiği anlaşılmıştır. Ayrıca GLP-1 karaciğer, kaslar ve yağ dokusunda insülin direncini ortadan kaldırdığı bu sayede hastaların ameliyat sonrasında kısa sürede daha kilo vermeden şeker düzenlemesinin yapılabildiği ve şeker hastalığından kurtulabildiği düşünülmektedir.

Bunun üzerine ince bağırsağın son kısmından sindirilmemiş gıdaların daha çok geçmesine olanak verecek ameliyat modelleri geliştirilmiştir. Bu ameliyat yöntemlerine de şeker hastalığı ameliyatı denilmiştir.

Bu ameliyatla hastaların yaklaşık % 90’ı şeker hastalığından tamamen kurtulmaktadır. Şeker hastalığından kurtulduğu gibi şeker hastalığının ve şişmanlığın beraberinde getirdiği yüksek tansiyon, kalp hastalığı, kolesterol yüksekliği, dislipidemi, karaciğer yağlanması ve uyku apnesi gibi pek çok yandaş hastalığı tedavi edebilmektedir.

Diyabet Cerrahisi kimlere uygulanmaktadır?



Vücut kitle indeksi 30 ve üzerinde olan insülin depoları henüz tükenmemiş Tip 2 diyabet hastaları bu ameliyatı olabilirler. Ameliyata karar verildiğinde öncesinde bir takım tetkiklerle sizin ameliyatla düzelebilme şansınıza bakılmaktadır.

Diyabet Cerrahisi (Şeker hastalığı ameliyatı) nasıl yapılmaktadır?



Bu ameliyat şişmanlık ameliyatları gibi laparoskopik yani kapalı olarak yapılabilmektedir. Genel anestezi altında yapılmaktadır, yaklaşık 2-3 saat süren bir işlemdir. Karna açılan 5 delikten girilen aletlerle yapılabilmektedir. Birinci aşamada tüp mide ameliyatı yapılır. İkinci aşamada ince bağırsak ile kalın bağırsağın birleşim yerinden yaklaşık 250 cm mesafeden ince barsak kesilerek alt ucu mide ile bağlanır. İnce bağırsağın son kısmı mide çıkışına yaklaştırılır. İleum denilen bu ince bağırsağın son kısmı GLP-1 adı verilen ve pankreas dokusundan insülin salınımını uyaran bir hormon salgılar ve ince bağırsağın son kısmının mide çıkışına yaklaştırması bu hormonun salgısını arttırır. Mideye giren besin maddelerinin 2/3′ ü bu yeni yapılan yoldan geçecektir.
Üçüncü aşama ise alt ucu mide ile birleştirilen bağırsağın üst ucunun (safra ve pankreas salgıları getiren kısım) ince bağırsak ile kalın bağırsağın birleşim yerinden yaklaşık 80-100 cm’ e bağlanmasıdır. Duodenum denen Oniki parmak bağırsağından GIP salınır. GİP insülin direncini arttıran bir hormondur. Gıdaların 2/3′ ü yeni bağlantı yolundan geçtiği ve oniki parmak bağırsağından sadece 1/3 lük gıda geçtiği için GİP salınımı azalmaktadır.
Hem hacim kısıtlayıcı hem emilimi engelleyen bir ameliyat yöntemidir. Ameliyat sonrasında her şey yolunda giderse birinci gün su içmeye başlamaktalar 2. veya 3. Gün sulu gıdalara geçilmektedir. Ekstra bir sorun olmazsa 3 veya 4. gün arasında taburcu edilmektedir. Bu ameliyatla şeker hastaları hem şeker hastalığından, hem fazla kilolarından hem de şeker hastalığının sebep olduğu diğer hastalıklardan büyük bir olasılıkla kurtulabilmektedir.

Bu ameliyattan sonra şeker hastalığından ne ölçüde kurtulabilirsiniz ve daha sonrasında şeker hastalığı tekrar edebilir mi?

Şişman tip 2 şeker hastasının pankreas rezervi tükenmemişse %90’ın üzerinde şeker hastalığından kurtulabilmektedir. Bu ameliyatın yapıldığı hastaların yaklaşık 5 yıllık takipleri sonucunda şeker hastalığının tekrar etmediği gösterildi.

Diyabet Cerrahisi ile şişmanlık ameliyatı arasında ne fark var?



Bu ameliyatın şişmanlık ameliyatları ile benzer yönleri olduğu gibi farklı tarafları da mevcuttur. Bu farkların en önemlileri;

1) Şeker hastalığını daha iyi kontrol etmesi

2) Devre dışı bırakılan ince barsak olmadığı için çok fazla emilim sorunu yaşanmamakta ve sonrasında çok fazla ilaç ve takviye tedavilere ihtiyaç olmamaktadır.

Diyabet Cerrahisi (Şeker hastalığı ameliyatı) ne kadar riskli?

Şeker hastalığı ameliyatı mide ve ince bağırsak üzerinde işlemler yapılan ve %1 in altında ölüm riski olan ciddi bir ameliyattır. Fakat şişmanlık ve şeker hastalığı ve bunların beraberinde getirdiği bir sürü ağır hastalık ve bütün bunların insana vereceği zarar ve ölüm riski bu ameliyatın riskinden daha fazladır.

Diyabet Cerrahisi (Şeker hastalığı ameliyatı) ile nasıl bir sonuç elde edilir?



Şeker haplarının ve insülin iğnelerinin tam olarak bırakılması yada azaltılması.
Kan şekerinin yüksek seyretmesi nedeniyle karşılaşacağınız göz, böbrek, nörolojik problemler, kalp ve damar sorunlarınıdanda kurtulabilir yada en aza indirilir.
Şeker hastalığının yanında var olan şişmanlık, tansiyon yüksekliği, uyku apnesi, kolesterol yüksekliği koroner arter hastalığı ve polikistik over sendromu gibi çoğu hastalıklardan da kurtulabilirler.

Günümüz şartlarında şeker hastalığının uzun süreli kalıcı tedavisini sadece cerrahi ile başarıla bildiği anlaşılmıştır. Şeker hastalığının tedavi alternatiflerinden birinin de cerrahi olduğunu, ameliyat başarısında en önemli rolün pankreastaki insülin rezervlerinin tükenmemiş olması ve ciddi geri dönüşü olmayan organ hasarlarının başlamamış olması gerekmektedir.

Diyabet Cerrahisi sonrası beslenme nasıl olmalıdır?



Şeker hastalığının ardından hasta uzman diyetisten tarafından takip edilir, operasyon sonrasında hastada bir süre daha yumuşak dışkılama görülebilir, su tüketimi burada çok önemlidir, yeterli sıvı tüketilmezse hasta ishal olabilir, ve tüketmemeye devam etmesi durumunda kaybedilen sıvı yerine konulamadığından serum desteği gerekebilir. Bütün bu süreçte hasta bitkinlik hisseder, yeniden hastanede serum tedavisi görmesi kendisini hasta psikolojisinde hissetmesine neden olur. Su tüketimi böbrekler için oldukça önemlidir, normal sağlıklı bir insanın da günde iki litre su içmesi gerekir.

Şeker hastalığı ameliyatı sonrası hastanın uzun süre hastanede yatması gerekmez, ancak hastanın beslenme ve sıvı tüketimi konusunda hastaneden ayrıldıktan sonrada dikkatli olması ameliyatın en önemli adımlarından biridir.



Ameliyat sonrası ilk dönemde açlık hissi duyulmadığından multivitamin ve kalsiyum gibi desteklere ihtiyaç duyulabilir, ancak altı ay sonrasında herhangi bir takviye ya da vitamin kullanmaya gerek duyulmamaktadır.

Şeker hastalığı ameliyatı sonrası ilk haftalarda açlık hissi duyulmamasından kaynaklı olarak hasta çok fazla gıda almak isteyemeyebilir, ancak giderek alınan gıdanın miktarı artmaya başlar. Altıncı ay itibari ile hayatları çok daha normale döner ancak bu süreçte hastanın yeme alışkanlıkları da değişiklik göstermeye başlar.

Operasyon sonrasında yapılan işleme bağlı olarak hasta eskisine göre daha az yiyecek tüketecek, daha az porsiyonlarla doyacaktır ve eskisine göre daha uzun süre tok hissedecektir. Diyabet hastalarının en çok merak ettiği konulardan biri ise operasyon sonrası şeker tüketimidir, operasyon sonrası uzman doktora danışılarak şekerli besinler küçük porsiyonlarla tüketilebilir ancak fazla oranda şeker barındıran besinler tüketildiğinde yapılan operasyonun neticesi olarak, ince bağırsakta aşırı bir uyarı gerçekleşir hasta mide bulantısı, tansiyon düşmesi ya da uyuklama haliyle karşı karşıya kalabilir. Hasta normal şartlar altında yemekten iki saat sonra bir dilim baklava yiyebilir, ancak bu hastaya göre değişiklik gösterebileceğinden mutlaka diyetisyeninize ya da doktorunuza danışılmalıdır.