OBEZİTE CERRAHİSİ

OBEZİTE CERRAHİSİ

  • OBEZİTE CERRAHİSİ
Eklenme Tarih : 2018-10-26
249 Görüntülenme

Obezite Nedir ?



Obezite, vücudumuzda aşırı miktarda yağ birikmesidir. Bir başka tanımlama ise vücuda alınan enerjinin harcanandan daha fazla olması durumudur. Dünya Sağlık örgütü verilerine göre, 2017 yılı itibari ile dünyada yaklaşık 2 milyar kişi obezite ile mücadele etmektedir. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2015 yılı araştırmasına göre; ülkemizde her 5 kişiden birisi obez. Obezite oranları erkeklerde %15, kadınlarda ise %24 dür.

Obezitenin nedenleri nelerdir?

Yanlış ve düzensiz beslenme alışkanlıkları, hormonal hastalıklar, yetersiz fiziksel aktivite, genetik etmenler, kullanılan ilaçlar, psikolojik faktörler ve sosyo-ekonomik faktörleri sayabiliriz.

Obezite Nasıl Sınıflandırılır ?



Obeziteyi sınıflandırmak için Vücut Kitle İndeksi VKİ oranı (BMI; Body Mass Index) kullanılmaktadır. Bu oran kişinin kilosunun, boyunun karesine bölünmesi ile elde edilen orandır. Dünya Sağlık Örgütü’nün sınıflandırmasına göre obezite şu şekilde sınıflandırılmaktadır.

VKİ;

18.5 ve aşağısı ; Zayıf

18.5-24 ; Normal kilolu

25-30; Kilolu

30-35 ; Sınıf 1 Obez

35-40 ; Sınıf 2 Obez

40-49 ; Morbid Obez (ölümcül obezite)

50-59 ; Süper Morbid Obez

60 ve üstü; Süper süper Morbid Obez

 Vücut Kitle İndeksinizi hesaplamak için tıklayın 

 

Obezitenin vücudumuza etkileri nelerdir ?

Obezitenin vücudumuzdaki bütün sistemler üzerine önemli negatif etkileri vardır. Bunlar;

Yüksek tansiyon
Tip 2 Şeker hastalığı
Yüksek kolesterol değerleri (Total kolesterol ve LDL)
Düşük iyi kolesterol değerleri HDL
Yüksek kan lipid oranları
Uyku apnesi ve uyku bozuklukları
Metabolik Sendrom
Koroner kalp hastalığı
İnme
Safra kesesi hastalıkları
Eklem rahatsızlıkları
Depresyon ve anksiyete
Hayat kalitesinde düşüklük
Başlıca meme ve kalın bağırsak olmak üzere belirli kanserlerin görülme sıklığında artış

Tüm bu sebeplerden dolayı obez hastalarda ölüm oranı artmıştır.
Obez kişiler normal kilolu kişilere göre ortalama 10-12 sene daha az yaşarlar.

Obezitenin yaşam kalitesine etkisi nedir ?

Obezitede yaşam kalitesi ciddi olarak bozulmuştur.Obezite, fiziksel hareketinizi kısıtlar, yaygın vücut ağrılarına ve yorgunluğa sebep olur. Amerika’da yapılan bir çalışmada morbid obez kadınların normal kilolu kadınlara göre 4 kat daha fazla depresyona girdikleri tespit edilmiştir.
Yapılan çalışmalarda, psikososyal uyum ile kilo arasında direk ilişki saptanmış ve kilo kaybı ile hayat kalitesinin arttığı kesin olarak ortaya konulmuştur.
Obezite ameliyatı geçiren hastaların %95 inin hayat kalitesinin arttığı ortaya konulmuştur.

Obezite tedavi edilebilir ve geri döndürülebilir bir rahatsızlıktır. Günümüzde 3 temel tedavisi vardır. Bunlar;

1)İlaç tedavisi
2)Diyet ve egzersiz
3)Obezite Cerrahisi

Obeziteden korunmak için temel olarak daha az gıda tüketmek, yağlı, karbonhidrattan zengin yüksek kalorili gıdalardan uzak durmak ve düzenli egzersiz yapmak gerekir.

Toplumda bu kadar yaygın olduğu göz önününe alındığında, diyet ve egzersizin çok yetersiz kaldığı açıktır. Yapılan çalışmalar göstermiştir ki morbid obezite tedavisinde cerrahi dışı yöntemlerle kalıcı kilo verme oranı %2 civarındadır. Günümüzde morbid obezitenin kalıcı ve kesin tedavisi cerrahidir.

Obezite Cerrahisi Nedir? Kimlere Uygulanabilir?



Obezite cerrahisi (bariatrik cerrahi) obeziteyi gidermek amacı ile yapılan cerrahi müdahalelerin tamamına verilen isimdir .
Obezite cerrahisi ;

VKİ >40 kg/m² üzerinde olan tüm morbid obez kişilere,
VKİ 35-39.9 kg/m² arasında ve eşlik eden yandaş hastalıklara(şeker hastalığı, diyabet, yüksek tansiyon, uyku sorunları, eklemlerle ilgili sorunlar, depresyon, cinsel işlev bozuklukları) sahip olan kişilere,
En az 3 yıldır obezite olması ve minimum 6 aylık 2 diyet programı uygulamış olmak gereklidir.

Obezite Cerrahisi Kimlere Uygulanamaz?



Anestezi uygulamasının çok riskli olduğu “kontrolsüz sistemik hastalığı” mevcut olan kişilere
Hayatı boyunca diyeti hiç denememiş olmak
Yapılacak işlemleri anlayamayacak ölçüde zihinsel problemi olanlara
Sosyal yönden yalnız, ev ortamı desteği alamayacak olanlara
Tedavi gerektiren psikiyatrik sorunu olan kişilere
İlaç, alkol veya madde bağımlısı olanlara
Tümüyle hareketsiz hastalara
Ergenlik çağından küçük ya da 70 yaşından büyük olmak.

Obezite Cerrahisi Riskleri Ve Zararları

Obezite ameliyatlarının risklerini kabaca 2 şekilde sınıflandırabiliriz. Anesteziye bağlı oluşabilecek risklerin içinde olduğu tüm ameliyatlarda geçerli olabilen genel risklerdir. Bunun dışında obezite cerrahisine bağlı muhtemel yan etki ve riskler mevcuttur.

Genel riskler;

Anestezi ; Günümüz anestezi teknolojisi ile tüm hayati bulguların anlık takibi ve gerektiğinde anlık müdahaleler ile anestezinin riskleri neredeyse ihmal edilebilecek bir düzeye (1/20 000 – 1/ 30 000) inmiş durumdadır.

Bacaklarda Pıhtı Oluşumu ve Akciğer Embolisi ; Obezite (bariatrik) cerrahi riskleri arasında yer alan bacaklarda pıhtı oluşumu ve akciğerlere atması (emboli) aşırı kiloya bağlı oluşan bir risktir. Beden kitle indeksi 35 ve üzerinde olan kişilerin günlük hayatlarında mevcut olan bir risktir. Bu operasyonlar sonrasında kilo vermeye bağlı riskler azalırken ameliyat sonrasında kan sulandırıcı iğneler ve giyilen emboli çorabı sayesinde risk minimize edilmektedir.

Ameliyata bağlı riskler;

Kaçak

Obezite cerrahisinin en büyük riski olarak bilinmektedir, hayati önem arz eder. Genellikle bu oran %1-2 arasındadır. Dünyadaki çoğu merkezde olduğu gibi biz de ameliyat sonrası ilk gün hastalarımıza ağızdan bir radyo opak sıvı içirerek herhangi bir kaçak olmadığını mutlak surette kontrol etmekteyiz. Bu dönemde oluşabilecek kaçaklara “erken” kaçak diyoruz. Genellikle hastalarımızı ameliyat sonrası 2 gece hastanede takip ediyoruz. Hastalar taburcu oldukları 3. günden sonra ise, “geç” kaçaklar için defalarca uyarılırlar. Kaçak yüksek ateş, şiddetli sırta vuran ağrı, titreme, terleme, karın ağrısı ile kendini belli eder ve erken teşhis hayati önem taşımaktadır. Dolayısı ile ateş ya da karın ağrısı hisseden tüm hastalar, ameliyat sonrası ilk bir ay bize derhal ulaşmaları konusunda defalarca uyarılırlar. Teşhis edildiğinde kaçağa bağlı batın içi sıvı toplanmalarının ameliyat edilmeden boşaltılması için girişimsel radyolog tedavinin vazgeçilmez parçasıdırlar. Ayrıca endoskopik yolla takılacak stent veya klips mide içeriğinin karın boşluğuna sızması engellenir.

Kanama

Obezite (bariatrik) cerrahi operasyonları sonrasında zımba hatlarının kenarında görülebilen kanamalar görülebilir.Nadiren müdahale gerektiren kanamalar olabilir.

Obezite cerrahisi güvenli midir ?

Tüm diğer ameliyatlarda olduğu gibi obezite ameliyatlarınında bir takım riskleri vardır.Burda en önemli konu obezite ameliyatlarının tecrübeli ve güvenilir bir ekip tarafından yapılmasıdır. Ülkemizde, obezite ameliyatları,maalesef ciddi bir sorun haline gelmiştir. Bu nedenle Sağlık Bakanlığımız 17 Kasım 2017 de bir genelge yayınlayarak, obezite ameliyatlarının deneyimli cerrahlar tarafından yapılmasını gerektini bildirmiş ve bu konuda hastane yönetcilerini sorumlu tutmuşdur.

Gerçekte, obezite ameliyatları tecrübeli cerrahlar tarafından yapılırsa diğer ameliyatlar kadar güvenlidir. Obezite ameliyatlarında ölüm oranı iyi ellerde % 0.1 civarındadır ve safra kesesi ameliyatlarındaki ölüm oranına yaklaşıkdır. Tüm bu riskler, kişinin kilosu, yaşı, eşlik eden diğer tıbbi rahatsızlıkları ile değişkenlik göstermektedir.

Obezite Cerrahisi Öncesi Yapılması Gerekenler

Obezite cerrahisi öncesinde ilk önce hastanın boy ve kilosuna bakılarak ameliyata uygunluğu incelenir. Hastaya ait yandaş hastalıkları göz önünde bulundurularak uygun olan ameliyat yöntemine karar verilir. Hastanın bildiği yandaş bir hastalığı varsa kullandığı düzenli ilaçlar varsa mutlaka doktorla paylaşması gerekmektedir. Ameliyata herhangi bir engel görülmediğinde hasta detaylı bir tetkik sürecine girer. Bu tetkikler kan tahlilleri, endoskopi ,SFT(solunum fonksiyon testi), EKG, akciğer grafisi, tüm batın USG yi içerir. Eğer yandaş hastalık varlığı olan hastalardan ek testler istenebilmektedir. Tetkikler yapıldıktan sonra endokrinoloji, göğüs hastalıkları, kardiyoloji, psikyatri birimlerince tetkikler değerlendirilir. Son olarakta hasta diğer doktorların raporları ve tetkikleri ile anestezi doktoru muayenesine girer. Anestezi doktoru, ‘hastanın anestezi almasına engel herhangi bir sebep var mı? Varsa ne gibi önlemler almak gerekir?’ gibi sorunların yanıtlarını arayarak önceden risk tespiti yapar. Eğer ameliyata engel bir durum varsa ameliyat iptal edilebilir veya hastalığa uygun tedavi süreci uygulanır, ondan sonra ameliyat yapılabilir. Ameliyattan 12 saat önce katı gıdaların, 8 saat öncede sıvı tüketiminin sonlanması gerekmektedir.

Obezite Cerrahisi Sonrası

Obezite Cerrahisi Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler

Obezite (bariatrik) cerrahisi sonrası ilk 4 saat hasta yataklarında dinlenirken , 4. Saat itibariyle obezite cerrahi alanında uzmanlaşmış hemşireler tarafından ilk kez ayağa kaldırılmaktadır. Yürüyüş yaparak gazını çıkartmaya çalışan hastalarımız iyileşme sürecine girmiş olmaktadırlar. Saat başı serviste yapılan yürüyüşler ve yapılacak olan triflow solunum egzersizleri çalışmaları sayesinde hasta anesteziyi vücudundan daha çabuk atacak, gazını çıkartarak rahatlayacak ve normal hayatına kısa süre içerisinde geri dönecektir. İki gece hastanede kaldıktan sonra taburcu olan obezite cerrahisi geçiren hastalar bundan sonraki süreçte doktorunun reçetelemiş olduğu ilaçları düzenli kullanmalı ve diyetisyeninin önerdiği beslenme önerilerine uymalıdır. Bu dönemde kilo kaybı hemen başlar. Artık obeziteye yavaş yavaş veda etmeye başlarlar. Tüp mide sonrasında ilk bir ayda kilo verme süreci hızlı olmaktadır. Sonrasında biraz daha yavaşlayarak, 12 ay ile 18 ay boyunca kilo verme süreci devam etmektedir. Bu öneriler sayesinde hastalar ameliyat sonrasını çok rahat geçirmekte ve iş hayatlarına geri dönmektedirler.

Beslenme



Obezite cerrahi operasyonları sonrasında ilk 15 gün kişiler sıvı diyet programı uygulamakta ve et ve tavuk suları, laktozsuz süt, light ayran, şekersiz ve tanesiz komposto suyu ve elma suyu gibi şekersiz, tanesiz , berrak sıvılar tercih edilmelidir. Bu dönemde hastaların beslenme programları protein tozları ve gıda takviyesi olarak adlandırılan hastaların günlük vitamin, mineral, protein ve kalori ihtiyacını karşılayan mamalarla desteklenmelidir. Sıvı diyet dönemindeki tüm sıvıların ılık içilmesi midenin uyarılmaması için çok önemlidir. Sıvı diyet döneminin ardından kişilerin 15 gün boyunca püre diyet dönemini uygulamaları gerekmektedir.

Bu dönemde kahvaltıda light süzme peynir veya light krem peynir tüketirken ara öğünlerde blenderize edilmiş kabuksuz ve asitsiz meyveler tercih edilebilir. Ara öğün alternatifleri olarak light yoğurt, süt, ayran, kefir gibi protein içeriği yüksek sıvılar da tercih edilebilmektedir. Öğle ve akşam yemeklerinizde ise yumurta akı ve et-tavuk suları ilave edilmiş çorbalar tercih edilmektedir. Çorba tüketmek istemeyen hastalar için ise blenderize edilmiş tavuk, balık, sebze önerilirken zamanla tolere durumu artan hastalara köfte ve et tüketimi de önerilmektedir. Patates püresi nişasta içeriğinden dolayı kişilere önerilmese de lor veya çökelek ilave ederek tüketmek isteyen hastalara alternatif bir seçenek olarak sunulmaktadır. Tüp mide sonrasında hastalar için beslenme süreci gözlerini korkutucu bir dönem gibi gelse de obezite cerrahi sonrasında mide hacminin küçülmesi ile artık kısıtlayıcı beslenme, mide içerisinde yer alan iştah (ghrelin) hormonunun alınması ile kısıtlayıcı açlık sağlanır. Bu yüzden ameliyat sonrası beslenme sürecinde sadece beyin yasaklı yiyeceklerin yenilmesini emreder ancak vücut istememektedir.

Sıvı ve püre diyet dönemlerinde kişilere sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazandırılmaya özen gösterilmelidir. Kişilere sıvı diyet döneminde günde 2 lt yavaş yavaş yudum yudum sıvı içme alışkanlığı kazandırılırken püre döneminde iyice çiğneme alışkanlığı ve ara öğün yapma alışkanlığının kazandırılması amaçlanmalıdır. Bu dönemde kişiler gıdalarını küçük lokmalarla iyice çiğneyerek belirli aralıklarla almalıdır. Bu dönemde en önemli kazanılması gereken alışkanlıklardan birisi de katı-sıvı ayrımıdır. Püre dönemi itibariyle katı gıda alımına başlayan hastalar katı-sıvı ayrımına başlamalı ve yemeklerden 30 dakika önce sıvı almayı bırakırken yemeklerden 30 dakika sonra tekrar sıvı almaya başlamalıdır. 1.ay itibariyle katı diyet dönemine başlayan hastalara kalorisi düşük ancak besin değeri yüksek öğünleri nasıl tercih edebileceğine dair beslenme eğitimleri verilmelidir. 1. Ay itibariyle 3.6.9. ve 12. Aylarda bireylerin rutin tetkikleri tekrarlanmalı ve gerekli takviyeler yapılmalıdır. Bu takviyeler arasında vitamin ve mineral değerlerinin düşük olduğu durumlarda multivitamin takviyeleri gerçekleştirilmelidir. Obezite cerrahisi sonrasında diyetisyen ve doktor kontrollerine ihmal etmeden gitmeleri önerilmektedir. Şişmanlık Tedavisi ameliyatlarını olan kişiler için beslenme süreci aynıdır. Şeker hastalığı ameliyatı yada obezite cerrahisi olan bireyler obeziteden ve getirdiği yandaş hastalıklardan kurtulmak için aynı beslenme süreçlerinden geçeceklerdir.

Obezite Cerrahisi Sonrası Şikayet



Obezite cerrahisinden sonra hastalarda görülen şikayetler, ağrı, bulantı-kusma, saç dökülmesi, halsizlik- yorgunluk, beslenmenin değişmesine bağlı kısa süreli ishal- kabızlık, reflü problemleri gibi sıralanabilir. Şikayetler kısa sürelidir ve çözümü olmayan problemler değildir. Bu şikayetlerin olmaması için doktorların ve diyetisyenlerin önerilerilerine uymak çok önemlidir.

Ağrı

Obezite cerrahisi sonrasında ağrı, kişiden kişiye göre değişmektedir. Laporoskopik yöntemde aletlerin daha rahat hareket etmesi için karın içi gaz ile şişirilmektedir. Şişirilen hava ameliyat sonrasında gaz sancısı olarak kişilere yansır. Kimileri ilk saatleri rahat geçirirken kimilerinde ise ağrı olur ama ilk 4 saat hissedilir. Sonrasında hasta kaldırılır ve yürütülmeye başlar, yürümeyle beraber gazı atmak daha kolay olacağı için yürüdükçe hastanın ağrıları hafifleyecektir. Bu sırada yapılan ağrı kesici iğneler, hastanın ağrısının azalmasına yardımcı olacaktır. Ayrıca ilk bir hafta dikiş yerlerinde çok az bir ağrı olabilir, dikiş yerleri iyileştikçe ağrı hissi kalmayacaktır.

Saç Dökülmesi

Bariatrik cerrahiden sonra saç kaybı çok sık görülen ve çok can sıkıcı bir sorundur. Hastaların yaklaşık % 40’ında görülür. Bariatrik cerrahiyle ilişkili saç kaybına telogen effuvium adı verilir ve normal saç döngüsünün bir türüdür. Genellikle 6 aydan uzun sürmez.Obezite cerrahisinden sonra görülen saç dökülmesi ise, genellikle besin maddeleri ve vitamin alımındaki dramatik düşüşten kaynaklanır. Burada kastedilen vitamin eksikliğinden farklıdır. Kalori ve besinlerin emilimindeki ani değişiklik vücutta şok etkisi yaratır.Obezite cerrahisinin amacı vücudun bozulmuş olan dengesini tekrar oluşturmaktır. Ancak obezite hastalarında vücut genelde ihtiyacından daha fazlasını tüketmeye alışmıştır. Bu da cerrahiden sonra kalorik dengenin daha sağlıklı bir yaşam tarzına ulaşmak için değişeceği anlamına gelir. Bu şok, besin ve vitaminler vücudun diğer bölümlerine yönlendirileceğinden geçici saç dökülmesine yol açar.

Bulantı- Kusma

Tüp mide – mide küçültme ameliyatı olan kişilerin mide hacimlerinin küçülmesi nedeni ile eski alışkanlıklara bağlı olarak bir anda fazla besini vücuda sokmamaları gerekmektedir. Sıvıları küçük yudumlarla ve aralıklarla içen kişilerde ve gıdalarını küçük lokmalarla iyice çiğneyerek ve belirli aralıklarla alan kişilerde bulantı-kusma şikayetlerine rastlanılmamaktadır. Bireylerin ameliyat sonrasında öğünlerin atlanılmamasına önem vermesi gerekmektedir. Doyma gerçekleştiğinde midede şişkinlik oluşması bireyleri rahatsız edeceği için daha fazla mideyi doldurmamaya dikkat etmeleri gerekir.

Halsizlik- Yorgunluk

Öğünlerin atlanılmaması ve içerisinde mutlaka vitamin, mineral ve protein değerlerine dikkat Edilerek beslenme gerekmektedir halsizliğe yol açan bir diğer etken ise yeterli su içmemektir. Yeterli miktarda su içmek, diyetisyenin önerdiği beslneme düzenine uymakm halsizlik şikayetlerini de ortadan kaldıracaktır.

Obezite Cerrahisinin Avantajları



Obezite ameliyatlarının en büyük avantajı ameliyatın laparoskopik yöntemle yapılmasıdır. Kapalı yöntem sonrasında ağrı daha az, dikiş yerleri daha küçük, buna bağlı olarak komplikasyon riski daha düşüktür. Karında sadece 4 adet delik küçük delik açılmaktadır. Açılan delikler estetik dikiş ile dikilmektedir. Bu da dikiş izlerinin belirgin kalmamasını sağlamaktadır. Hastalar ameliyattan çıktıkan 4 saat sonra ayağa kaldırılırlar ve hareketleri hiçbir şekilde kısıtlanmaz. Ameliyattan sonra masa başında çalışan kişiler 4. Gün işlerinin başına dönebilirler, ağır işlerde çalışanların bir hafta istirahat etmesi önerilir. Hastalar taburcu olduktan sonra dışarda kendilerini yormayacak şekilde yürüyüşler yapabilirler. Bu kısa süreli yürüyüşlerin gaz sancısının azalmasına ve emboli riskini önlemede önemi büyüktür. Bu ameliyatlardan sonra kilo verimi çok hızlı sürede olmaktadır. Bu da sağlığa daha hızlı kavuşmayı, kilonun getirdiği yandaş hastalıklara hızlıca veda etmeyi sağlar.

Obezite Tedavisi Yapan Hastane Şartları Neler Olmalıdır?



Günümüzde birçok hastanede obezite cerrahisi yapan uzman hekimler yer almaktadır. Ancak obezite cerrahisi olacağınız hastaneye karar verirken hastanenin obezite ve metabolik cerrahi (tüp mide ,gastrik bypass, transit bipartisyon, duodenal switch) ameliyatı yada laparoskopik ameliyatlar için tüm koşullarının uygun olup olmadığı araştırılmalıdır. Öncelikle serviste çalışan hemşirelerin obezite cerrahisi konusunda eğitim almış olmaları ve deneyim sahibi olmaları gerekmektedir. Obezite cerrahi operasyonları sonrasında görülebilecek her türlü komplikasyonlara karşı hastanenin 3.basamak yoğun bakımının ve endoskopi ünitesinin olması gerekmektedir. Obezite cerrahi ameliyatı olacağınız hastanedeki cerrahi ekibin alanında uzmanlaşmış olmasına ve yeterli deneyime sahip olmasına dikkat etmelisiniz. Hastanelerin ameliyathane masalarının ve hasta yataklarının obezitenin getirdiği şişmanlık problemini taşıyabilecek kapasiteye sahip olması gerekmektedir. Kilolu kişiler için konforlu yatak bulundurulması zorunludur.